fidelity.jpg

Top 5 listesi yapsam sevdiğim, etkilendiğim filmlere dair ilk 3′e girebilecek olan bir filmin yani “High Fidelity” filminin tesadüf eseri kitabını da okur buldum kendimi. Esas karakter Rob’a zaman zaman sinirlensek de tespitleri, saptamaları ve kendi kendine düşünme halleri şapka çıkartılacak cinstendir. Filmde hayrandım hikayeye fakat kitabını okurken daha büyük bir hayranlık duydum.

Hem hikayeye hem de kitapların önemine dair güzel bir hatırlatma oldu bana…

Kitabı satın almak için :

http://www.selyayincilik.com/kitaptanitim.asp?kod=232

Bir yerde okumuştum gözlerimizi ayırmadan 5 dakika bile saate bakmaya tahammülümüz yokmuş.

Denedim. Gerçekten tahammül sınırını zorlar bir deneymiş.

Tavsiye ederim…

homesick.jpg

Çok uzun zaman oldu değil mi ?

Takvime göre uzun ama yaşayana göre oldukça kısa süren bir sekiz ay geçti askerlikte. Devamı da var tabiki. Gitmeden önce ahkam kesebildiğime bir miktar utanmaktayım. Gitmeden görmeden biliyorum diyebilene helal olsun.

Neyse…

Gittim, gördüm ve hala görmekteyim ki akvaryumda yaşarmışız da haberimiz yokmuş. akvaryumun içinde yaşayıp okyanus bilirmişim. İzleyenken aslında izlenen olduğumu farketmişim. Ne kadar boş daha önce kendi çapımda yaptığım mahalle kahvesi tadındaki yorumlar, analizler. Her insan bir pencere derdim. derdim de pencerelerin hepsi birbirine benzermiş, plastikmiş. Meğer dünyada ahşap pencerelerde varmış, metalde. Kiminin camı yokmuş, kiminin camı çatlakmış.

Oysa ki herkes birbirine ne kadar da benzerdi değil mi?

Her bildiğim sosyal çevremin izin verdiği, el verdiği kadarmış…

İşin garip yanı bilirdim, bildiğimin farkındaydım. Farklıydı dünya, hep yaşadığımdan biliyordum. Ama görmek farklıymış. Daha bir özümseticiymiş. Görmek lazımmış.

Ne mutlu bana…

tuhaf şeyler oluyor dünyada… özümüz sözümüz bir değil sanki. kavramlar göreceli olmaktan çıktı. kavramlar artık işe geldiğine göre. her birey kendini diğer insanlardan üstün görüyor. herşeyin kendi hakkı olduğunu düşünüyor. kendi kendinin ırkçısı, sevgilisi. ne dirlik kaldı ne düzen. eskiden gazetelerde okuduklarıma şaşardım. bu kadarı da pes derdim. artık şaşırmıyorum, şaşıramıyorum. şaşırma özgürlüğümü elimden aldılar yavaş yavaş…

gazetelerin 3. sayfaları günlük hayatıma taşındı. trafikte, sokakta, işte ve heryerde günlük hayatın bir parçası oldu normalde şaşılacak şeyler. olağan oldu. hazırlıklı kıldı her türlü tuhaflıklara…

toplumdan, toplum olmaktan o kadar uzağız ki…

ben de, herkes gibi bu suça ortağım…

görmek…

farkına varmak…

bilmek…

3 beyaz gibi insan hayatında. bilmek, farkında olmak sorumluluk yüklüyor insana. bilmek ve karşılığında hiçirşey yapmamak. vicdan, öz ben için çok ağır. ne yapsan fayda etmez ki buna. susmayı denersin uzun süre, değişmez ne fayda. konuşmak bir nebze rahatlatır. ama kelimeler tükendiğinde devinim kendini hatırlatır. gitmeler, gelmeler. sarkaç bir o yana bir bu yana gider gelir… demişler zamanında söz uçar yazı kalır diye. yazmak yarayı kaşımak gibi. zamana karşı gelmek, ondan bir an kurtulmak gibi.

nereden nereye…

Next Page »